Bir orman yangınının çıktığını uzaydan görmek mümkün — ama bunun ne kadar hızlı, ne kadar kesin ve hangi sınırlarla mümkün olduğu pek konuşulmuyor. Algow Yangın haritasını yaparken bu soruların hepsini ölçmek zorunda kaldık. Aşağıdakiler pazarlama cümlesi değil, kendi verimizden çıkan rakamlar.

Yangını gören uydular hangileri?

Türkiye üzerinde çalışan iki farklı uydu ailesi var ve ikisi tamamen farklı işler yapıyor.

Kutup yörüngeli uydular yerden yaklaşık 800 km yükseklikte, kuzey-güney doğrultusunda dönerler ve dünya altlarında döndüğü için her noktanın üzerinden günde birkaç kez geçerler. Yangın tespitinde kullanılan beş tanesi şunlar: VIIRS sensörü taşıyan Suomi-NPP, NOAA-20 ve NOAA-21 ile MODIS sensörü taşıyan Terra ve Aqua. Aralarındaki en önemli fark çözünürlük: VIIRS 375 metrelik, MODIS ise 1 kilometrelik bir alanı tek piksel olarak görür. Yani VIIRS yaklaşık yedi kat daha keskin bakar ve küçük yangınları yakalama şansı belirgin biçimde yüksektir.

Sabit (jeostasyoner) uydular ise ekvatorun 36.000 km üzerinde, dünyayla aynı hızda döndükleri için gökyüzünde sabit dururlar. Avrupa’nın Meteosat’ı bunlardan biri ve sürekli aynı yarımküreye baktığı için on beş dakikada bir tarama yapar. Karşılığında çözünürlüğü çok daha kabadır — bir pikseli kilometrelerceyi kapsar — ama zaman avantajı paha biçilmezdir.

Bu ikisi birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısıdır: kutup yörüngeli uydular nerede olduğunu keskin söyler, Meteosat ne zaman olduğunu sık söyler.

Veri kaç saat gecikmeyle geliyor?

Burada yaygın bir yanılgı var: uydu görüntüyü çektiği anda sizin ekranınıza düşmüyor. Görüntünün yer istasyonuna inmesi, işlenmesi ve dağıtılması gerekiyor.

Ölçtüğümüz rakamlar şöyle: kutup yörüngeli uyduların tespitleri bize bir ile sekiz saat arasında geliyor, tipik değer iki-dört saat. Meteosat verisi ise yaklaşık otuz beş dakikada ulaşıyor. Buna bir de uydunun o bölgeden ne zaman geçtiği ekleniyor; iki geçiş arasında beş saati bulan kör aralıklar oluşabiliyor. Gece çıkıp sabaha karşı söndürülen bir yangın, bu kör aralığa denk gelirse hiç görünmeden geçip gider.

Meteosat’ı sisteme eklememizin sebebi tam olarak buydu: on beş dakikalık tarama, o beş saatlik boşluğu yarım saatlik bir gecikmeye indiriyor.

En küçük ne kadarlık bir yangını görebiliyoruz?

Sensörler alevi değil ısıyı görür, dolayısıyla mesele yangının kaç metrekare olduğu değil, o pikselden ne kadar ısı yayıldığıdır. Pratikte VIIRS’in 375 metrelik bir pikseli içinde, yeterince sıcak yanan yaklaşık 50-100 metrekarelik bir alan tespit edilebilir hale geliyor. Bir bahçe ateşi görünmez; ciddi biçimde tutuşmuş yarım dönümlük bir alan görünür.

Ama bu bir garanti değil. Şu üç durumda yangın orada olsa bile görünmez:

Bulut örtüsü kızılötesi ışığı keser; bulutun altında yanan yangın uyduya ulaşmaz. Ağaç örtüsü benzer şekilde perde olur; sık ormanda örtü altında ilerleyen yangının ısısı yukarı vurmayabilir. Zamanlama üçüncü sebep: uydu geçmeden söndürülen yangın kayda hiç girmez.

Bunun tersi de doğru ve daha az bilinir: uydu ısı gördüğü için her nokta yangın değildir. Rafineri bacaları, doğal gaz alevleri, termik santraller, demir-çelik ve çimento fabrikaları ile hasat sonrası anız yakma da tespit olarak düşer. Bir noktanın her gün aynı koordinatta belirmesi, orada bir yangın değil sabit bir ısı kaynağı olduğunun en güvenilir işaretidir.

Peki gerçekten tutuyor mu? Haberlerle karşılaştırdık

Bu soruların cevabını tahmin etmek yerine sınadık. Aynı gün haberlere düşen yangınları haritamızdaki tespitlerle karşılaştırdık.

Aydın’ın Çine ilçesindeki, Fethiye Yeşilüzümlü’deki, Balıkesir Gömeç-Burhaniye hattındaki ve Mersin Gülnar’daki yangınların hepsi haritada doğru koordinatlarda, doğru saatlerde duruyordu; büyük olanı üç yüzden fazla ayrı tespitle yakalanmıştı.

Ama aynı gece İzmir Dikili-Çandarlı çevresinde çıkan yangınları hiç göremedik — sıfır tespit. Küçüktüler, gece çıkmışlardı ve uydu geçişleri arasında söndürülmüşlerdi. Bu, sistemin dürüst sınırıdır ve saklanacak bir şey değildir: büyük ve süregelen yangınlarda güvenilir, küçük ve hızla söndürülenlerde kördür. Haritada nokta olmaması, orada yangın olmadığını kanıtlamaz.

Yangının nereye gideceğini tahmin edebiliyor muyuz?

Burası en çok yanlış anlaşılan kısım. Rüzgâr verisiyle "yangın şu yöne gider" demek kolay görünüyor, biz de haritaya rüzgârın taşıma yönünü gösteren bir koni koyduk. Sonra bu koniyi kendi geçmiş verimizle geriye dönük sınadık: yangınların gerçekte hangi yöne ilerlediğini ölçüp, koninin bunu ne kadar bildiğine baktık.

Sonuç açıktı — rüzgâra dayalı tahmin, gözlenen yayılma yönünü rastgele bir tahminden daha iyi kestiremedi. Sebepleri de anlaşılır: söndürme ekipleri çoğu zaman tam da yangının ilerleyen başını keser, dağlık arazide alevler rüzgârdan bağımsız olarak yamaç yukarı tırmanır ve rüzgâr iki uydu geçişi arasında yön değiştirir.

Bu yüzden koniyi bir kehanet olarak değil, "rüzgâr şu anda bu yöne taşıyor" bilgisi olarak sunuyoruz. Haritada asıl güvenilir olan, yangının uydu geçişleri boyunca gerçekten izlediği yol: nereden başladığı, hangi hızla ve hangi yöne ilerlediği. Gözlem ile rüzgâr ayrıştığında gözleme bakmak gerekir.

Bu veriyi kim, nereden ücretsiz alabilir?

Hepsi kamuya açık bilimsel kaynaklar: yangın tespitleri NASA FIRMS, Meteosat ürünü EUMETSAT LSA SAF, hava verisi Open-Meteo, yanan alan sınırları Copernicus EFFIS üzerinden ücretsiz sunuluyor. Yani teknik olarak bu haritayı isteyen herkes kurabilir; zor olan veriye erişmek değil, veriyi anlaşılır ve dürüst biçimde sunmak.

Biz de bu yüzden Algow Yangın’ı ücretsiz ve açık kaynak yaptık: reklam yok, kullanıcı verisi toplanmıyor, kaynak kodu herkese açık. Haritayı yangin.algow.net adresinden açabilir, isterseniz kendi projenizde üzerine bir şeyler kurabilirsiniz.

Son olarak en önemlisi: bu bir erken uyarı sistemi değildir. Yangını ilk fark eden hâlâ gözetleme kuleleri ve sahadaki insanlardır. Yangın gördüyseniz beklemeyin — 112 Acil Çağrı veya 177 Orman Yangını İhbar Hattı’nı arayın.